7/11/2009 ·



Kadının toplumdaki yerinin insan olarak, yalnızca insan olarak kabul görmesi gerekiyor.Örtünmesi,gizlenmesi,kaçması,namusunun korunmaya ihtiyacı olması,namusu uğruna cinayetler işlenmesi,yada,estetikten uzak et parçası olarak pazarlanması,bir cumhuriyet kadını olarak çok dokunuyor artık bana.Dini yada toplumsal kuralların,erkek egemen toplumun kendi nefsini frenleyememesinin faturasının, kapanıp,gizlenerek kadına kesilmesi ne kadar çağdışı ve gerice.Tarihin başlangıcından beri,kurban edilen,öldürülen biz zavallı kadınlar.yirmibirinci yüzyılda hala ne giyeceğimi zin tartışılmasına fırsat veriyorsak yazık bize.Uzay çağına girdiğimiz bu günlerde aya giderken  kadın nasıl giyinmeli diye tartışmalar yıllarımızı alacak bu gidişle.  Estetik diye birşey var kanımca,etini teşhir etmeden, ama göze hitap eden,çağın gerektirdiği şekilde giyinmek en güzeli.Erkekte de ararım bunu, tıraşını olmamış,uygarca giyinmemiş erkekleride cumhuriyet kadını sevmez.Kendi adıma söylersem,bulunduğum ortama uygun,kendimi nasıl mutlu hissedersem onu giyerim.Denize gireceksem denize uygun,düğüne gideceksem düğüne uygun,günlük hayatımda da ona uygun.Ama asla gizlenmeden,kaçmadan kimseden,hiçbirşeyden.Bu yüzden kadını ancak kendi  kurtarır.Erkekleri doğuran,büyüten  kadın, toplumun geleceği bizim elimizde.Biz izin verirsek üzerimizden daha çok oyunlar oynanır,biz izin verirsek onurumuz ve gururumuz daha çok kırılır.Ben kadın üzerine yapılan her tartışmada kendimi değersiz hissediyorum. HERŞEY BİZİM ELİMİZDE.     Ayla ŞEKER


Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 ·


Mutluluk neydi sahi?



Para pul yoksa şöhret mi?



Yada ruhun güzelliği mi?



Ruhun güzelse eğer ,



Paran sana bir ömür yeter.



Ruhun güzelse eğer,



sağlığın seni mutlu eder.



Ruhun güzelse eğer,



Bir ömür mutlu geçer.



Ey ömrüm çok kısasın,



Bana güzel günler ver.



Yitip gitmesin zaman,



Harislik ve kıskançlıkla.



Renkli görmemi sağla gözlerim



Siyahı unuttur bana.



Sevgi sözcükleri duy kulaklarım,



Silinsin pası hayat namesiyle.



Kalbimin sesi ruhumun sadeliğiyle sakinlesin.



Bir ömür ki ömür olsun



Bir ömürki ömre deysin



                                         AYLA ŞEKER


Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 ·



ilkokulu yeni bitirmiş,ortaokula yazılmak için can atıyordum.Ablamın başına gelenlerin benim de başıma gelmesi olasıydı.İlkokul müdürü evimize kadar gelip ablamın çok başarılı bir öğrenci olduğunu ve ortaokula yazılması gerektiğini babama söylüyordu.Maalesef müdür beyin ,ablamın velisinin kendisi olabileceğini söylemesine rağmen, babam ablamı okutmak istemiyordu.Sıra bana gelmişti,ilkokul son sınıfta Anadolu liselerine giriş için öğretmenimiz sınıfta başarılı öğrencileri seçip, giriş formlarını doldurmamız için bizlere vermişti. Eve mutluluk içinde geldiğimde anadolu liselerine giriş formunu babam gözümün önünde yırtmış ve ben sabaha kadar ağlamıştım. Ve şimdide ortaokula yazılmam gerekiyordu.Babam okumamı istemiyor,okumamı çok ama çok isteyen Annemde ona itaat ediyordu.Çünkü itaat etmesi öğretilmişti kocasına.Oysa ben okumak istiyordum,komşumuzun oğlunun babası, benim velim olabileceğini söylediğinde sevinçten havalara uçmuştum ve beraber gidip kaydımı yaptırmıştık.Ortaokuldan sonra liseye devam etmeme, istememesine rağmen ses çıkarmamıştı Babam.Lise ikide canım Annemi kaybetmiştim ve onun ölümü gelecekle ilgili hayallerimi yıkıp yok etmişti. Öümü en yakınımda, erken yaşta yaşadıktan sonra Annemin yokluğu ve ölüm acısı ile başetmeye çalışıyordum. Büyük enkaz bırakıyor çocuk yaşta gelen ölüm insanda. Lise ikide annemi kaybetmemin acısı ile uğraşırken,Annemin ölümünden sonraki ilk bayram Babam bayram alışverişine çıkacağımızı ve artık ablamla beraber kapanmamız gerektiğini söylüyordu.Yeni bir şok daha yaşamıştık annemin yokluğundan sonra.Kader insana, en yakınlarının oyunuydu galiba Babamın eliyle geleceğimiz şekillenmeye başlamıştı çoktan. Bu oyuna devam etmeye hiç niyetim yoktu.İlk isyanım orda başladı tabi kapanmamıştım ve biz kadınlar üzerinden oynanan oyunlara isyanım hala devam etmekte. AYLA ŞEKER


Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 ·








En çok gece saçlarını ,zeytin yeşili gözlerini hatırlıyorum.Kısık gülen, yeşil gözlerini,uzun kirpiklerini.Ama en çok Anne demeyi özledim,en çok sana kana kana sarılmayı özledim.Gözler kalbin aynasıymış. Nekadar doğru .Yaşanmışlıklar,hüzünler,kederler,sevgiler o pencereden nasıl da net gözüküyor,nasıl anlatıyor iç dünyayı o küçük  mercekler. Senin gülen kısık gözlerinle büyümeye başlamıştım, ta ki kaya gibi sert, elemden ,kederden etkilenmeyen gözlerindeki  umut, yerini umutsuzluğa bırakana kadar.Neydi  beni mutlandıran,  bakışlarının ferini alan.Birşeyleri niye bitirdin içinde.Senki üzüntünü zevke dönüştüren gece saçlı kadın.Yeryüzüne bir merhaba deyip geçmek niye.Beni ve kardeşlerimi dünya ya getirip o kısacık merhabanda nekadar güçlü olduğunu göstermekmiydi gayen.Ben gücünü zaten biliyordum. Yarım mı kaldı herşey, yoksa yarım kalanlarmı hayatın kendisiydi.Gülen kısık gözlerin bana güveni,sevmeyi öğretti,insanların gözlerinin içine bakmayı öğretti. Çok şeyler görüyorum orada .Hüznü,mutsuzluğu,korkuyu,nefreti, umudu,neşeyi,sevinci ,kurnazlığı..her ifade bir hayat.her ifade bir roman.Yaşamı gözlerdeki ifade şekillendiriyor,gözlerdeki ifade de yaşamı.Nasıl da girmiş birbirinin içine gözler ve yaşam. Hayat zor olabilir ama bende kolay biri sayılmam. Diye okumuştum bir yerlerde.Sende kolay biri değildin.Hayatın yalnız beş duyumla algılanan bir yer olmadığını,iç dünyamı dinlemeyi,yorulan ruhumu dinlendirmeyi,senden öğrendim. Egom tarafından bastırılan iç sesimi duymaya başladığımdan beri içtenliği ve samimiyeti buldum.Dün vardın ,bugün yoksun ,yarın hep olacaksın.Ama en çok sana anne demeyi özledim,sana kana kana sarılmayı özledim.o minicik merhabanda en trajik filmlere konu olacak kadar acı yaşadın.O acıları paylaşıp daha büyütmek istemiyorum içimde, ama hani hayatı herkes kendi şekillendirirdi.Senin o ince uzun parmakların mı şekil verdi hayat hamuruna.sen mi kattın o hamura kederlerini,çiçekli bahçesini kim ister ki dikene dönüştürmek. Nerdesin ya,yokluğun buz gibi soğuk. Seni delicesine özleten zaman anlamsızlaşıyor bazen. Dün vardın ama bugün yoksun sen.iki çocuklu kocaman kadın oldum olgunluğu, yaşadıklarımı kabullenmeyi bile öğretti hayat bana, yalnız yokluğuna alışmayı  öğretemedi.Yokluğun zamanla büyüyen derinleşen içimdeki oyuk. Artık rüyalarımda dahi çok sık göremiyorum seni,görsem bile silik.Zaman gece saçlarını ve kısık, gülen gözlerini unutturmak istiyor bana.ama nafile içimde kocaman sen.Yokluğuna alışamadım.öyleki üzüntü yada sevdiklerimden birinin kaybı acımı taptaze yaşatıyor bana derinden.Zorluklar insanı güçlü yaparmış,acılarda insanı daha sabırlı, duygusal ve daha öfkeli yapıyor.Öfkem hayatı acısız kedersiz yaşayanlara.Öfkem adaletsiz acı paylaşımına.Ama biliyorum ki beni farklı kılan benim yaşadıklarım,bir diğerini farklı kılan onun yaşadıkları.Hayat farklılıklar ve farkındalık değil mi?farkında olmak güzelliklerin,çirkinliklerin,acıların,hayatın farkında olmak ve sonra hayatla harmanlamalı acıları, sonsuz yaşamalı sevinçleri.Böyle işte, acı ve tatlı, keder ve sevinç,güzel ve çirkin,zengin ve fakir artı ve eksiler hayat.Dengeyi kurmaksa sana kalmış.Ya takıl kal acına,yada acının verdiği gücü kullan hayatında.Olgunken gelen acı ve zorluklar daha güçlü karşılanabiliyor.Ama küçük yaşta yaşanan acılar hayatın akışına çok kolay karışmıyor.derin izler bırakıyor,daha bir hassas oluşturuyor kişiliği.Kişiliğimiz yaşadıklarımızın bir bölümünden olışuyor galiba.Ama her yasanan acı ve tatlı olay bır deneyimse ,Ölüm geldiğinde yaşadığım şoku atlatırken güc kazandıysam eğer,hersey bana bırsey ogretıyorsa ,ölum de bır deneyım ozaman.Ölum ,acımla yasamayı,Annemsiz yasamayı öğretmedimi bana?gece saclarına dokunamıyorum,yeşil gözlerine bakamıyorum belki ama her hucremde sonsuza kadar sen varsın,seni özledim gece saçlı ANNEM Ayla ŞEKER  



Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 ·



Bomboş yemyeşil,alabildiğince geniş bir alandayım.Birden olabildiğince yüksek sesle "kibirli ve gururlu insanlara,alaycı ve kendini beğenenlere,para ile asil ve kültürlü olunduğunu sananlara,başkalarını yönetmeye kalkanlara,sinsilik ve kurnazlıklarının anlaşılmadiğını düşünüp karşındakini aptal yerine koyanlara,bilgi ve becerilerini övünç kaynağı olarak kulananlara,tahammül edemiyorum.diye bağırdım."Ohh rahatlamıştım,aslında daha ne çok sayamadığım tahammülsüzlüklerim vardı ama olsundu onlarıda başka sefer haykırırım diye geçirdim içimden.Herzaman şeffaflığı savunmuşumdur kıvırmadan, hele imadan hiç hoşlanmıyorum.İnsanlara teorik ve akademik eğitimden önce,kişilik eğitiminin verilmesinden yanayım.Şeffaflık ve patavatsızlığı karıştırmamak lazım.seni eleştiren ama seni kırmak ve yaralamak için eleştirenlerle,dotça ve pozitif eleştirenleri de karıştırmamak lazım.Hayat doğallık ve yapmacığın farkını anlayabildiğinde daha zorlaşıyor.Çünkü yapay davranan insanları elemeye başlıyorsun.(ama okadar çoklar ki)şeffaf olmalıdır insan.Diyelim ortak arkadaş gurubumuzla bir yerlere gitme kararı verilecek,ortak karar şu olur genelde "Farketmez"artık bu kelimeye tahammül edemiyorum, aslında çok şey farkeder,işte burada şeffaflık giriyor devreye,söyle fikrini ortak müştereklerde buluşalım.Eğer yapmacığı ve maskelerimizi hayatımızdan çıkarsak huzuru ve mutluluğu yakalayacağımıza inanıyorum.Gerçek duygu ve düşüncelerini yaşayamayan insanlar,bastırarak hep bilinçaltına atılan duygu ve düşünceler,ifade edilemeyen fikirler,hepimizi anntidepresan bağımlısı yaptı toplum olarak.Sadeleşemeyen,abartılardan  kurtulamayan düşünce yapımız ve yaşam tarzımız ,baskıya uğramış duygularımızla birleşince mutsuz,huzursuz,öfkeli,tahammülsüz insanlar olduk hepimiz.Sadelik ve doğallıktadır huzur,hem fikirde,hem yaşamda.AylaŞEKER

 


Yorum (yok) Yorum yaz!