7/11/2009 ·








En çok gece saçlarını ,zeytin yeşili gözlerini hatırlıyorum.Kısık gülen, yeşil gözlerini,uzun kirpiklerini.Ama en çok Anne demeyi özledim,en çok sana kana kana sarılmayı özledim.Gözler kalbin aynasıymış. Nekadar doğru .Yaşanmışlıklar,hüzünler,kederler,sevgiler o pencereden nasıl da net gözüküyor,nasıl anlatıyor iç dünyayı o küçük  mercekler. Senin gülen kısık gözlerinle büyümeye başlamıştım, ta ki kaya gibi sert, elemden ,kederden etkilenmeyen gözlerindeki  umut, yerini umutsuzluğa bırakana kadar.Neydi  beni mutlandıran,  bakışlarının ferini alan.Birşeyleri niye bitirdin içinde.Senki üzüntünü zevke dönüştüren gece saçlı kadın.Yeryüzüne bir merhaba deyip geçmek niye.Beni ve kardeşlerimi dünya ya getirip o kısacık merhabanda nekadar güçlü olduğunu göstermekmiydi gayen.Ben gücünü zaten biliyordum. Yarım mı kaldı herşey, yoksa yarım kalanlarmı hayatın kendisiydi.Gülen kısık gözlerin bana güveni,sevmeyi öğretti,insanların gözlerinin içine bakmayı öğretti. Çok şeyler görüyorum orada .Hüznü,mutsuzluğu,korkuyu,nefreti, umudu,neşeyi,sevinci ,kurnazlığı..her ifade bir hayat.her ifade bir roman.Yaşamı gözlerdeki ifade şekillendiriyor,gözlerdeki ifade de yaşamı.Nasıl da girmiş birbirinin içine gözler ve yaşam. Hayat zor olabilir ama bende kolay biri sayılmam. Diye okumuştum bir yerlerde.Sende kolay biri değildin.Hayatın yalnız beş duyumla algılanan bir yer olmadığını,iç dünyamı dinlemeyi,yorulan ruhumu dinlendirmeyi,senden öğrendim. Egom tarafından bastırılan iç sesimi duymaya başladığımdan beri içtenliği ve samimiyeti buldum.Dün vardın ,bugün yoksun ,yarın hep olacaksın.Ama en çok sana anne demeyi özledim,sana kana kana sarılmayı özledim.o minicik merhabanda en trajik filmlere konu olacak kadar acı yaşadın.O acıları paylaşıp daha büyütmek istemiyorum içimde, ama hani hayatı herkes kendi şekillendirirdi.Senin o ince uzun parmakların mı şekil verdi hayat hamuruna.sen mi kattın o hamura kederlerini,çiçekli bahçesini kim ister ki dikene dönüştürmek. Nerdesin ya,yokluğun buz gibi soğuk. Seni delicesine özleten zaman anlamsızlaşıyor bazen. Dün vardın ama bugün yoksun sen.iki çocuklu kocaman kadın oldum olgunluğu, yaşadıklarımı kabullenmeyi bile öğretti hayat bana, yalnız yokluğuna alışmayı  öğretemedi.Yokluğun zamanla büyüyen derinleşen içimdeki oyuk. Artık rüyalarımda dahi çok sık göremiyorum seni,görsem bile silik.Zaman gece saçlarını ve kısık, gülen gözlerini unutturmak istiyor bana.ama nafile içimde kocaman sen.Yokluğuna alışamadım.öyleki üzüntü yada sevdiklerimden birinin kaybı acımı taptaze yaşatıyor bana derinden.Zorluklar insanı güçlü yaparmış,acılarda insanı daha sabırlı, duygusal ve daha öfkeli yapıyor.Öfkem hayatı acısız kedersiz yaşayanlara.Öfkem adaletsiz acı paylaşımına.Ama biliyorum ki beni farklı kılan benim yaşadıklarım,bir diğerini farklı kılan onun yaşadıkları.Hayat farklılıklar ve farkındalık değil mi?farkında olmak güzelliklerin,çirkinliklerin,acıların,hayatın farkında olmak ve sonra hayatla harmanlamalı acıları, sonsuz yaşamalı sevinçleri.Böyle işte, acı ve tatlı, keder ve sevinç,güzel ve çirkin,zengin ve fakir artı ve eksiler hayat.Dengeyi kurmaksa sana kalmış.Ya takıl kal acına,yada acının verdiği gücü kullan hayatında.Olgunken gelen acı ve zorluklar daha güçlü karşılanabiliyor.Ama küçük yaşta yaşanan acılar hayatın akışına çok kolay karışmıyor.derin izler bırakıyor,daha bir hassas oluşturuyor kişiliği.Kişiliğimiz yaşadıklarımızın bir bölümünden olışuyor galiba.Ama her yasanan acı ve tatlı olay bır deneyimse ,Ölüm geldiğinde yaşadığım şoku atlatırken güc kazandıysam eğer,hersey bana bırsey ogretıyorsa ,ölum de bır deneyım ozaman.Ölum ,acımla yasamayı,Annemsiz yasamayı öğretmedimi bana?gece saclarına dokunamıyorum,yeşil gözlerine bakamıyorum belki ama her hucremde sonsuza kadar sen varsın,seni özledim gece saçlı ANNEM Ayla ŞEKER  



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »